Blog

0

Bir zamanlar gişe rekorları kıran, ya da gişe başarısı gösteremese de gönlümüzde yer alan unutulmaz filmler vardır. Herkesin unutulmaz filmleri elbetteki farklı olacaktır. Ama biz burada sizin için bazı filmler seçtik. Olur ya hatırlayınca tekrar izlemek istersiniz.

The Matrix

0

Hedefiniz ücretli çalışmak ise bilemiyoruz. Ama kendi işinizi açıp, mutlu, doyumlu ve de varlıklı bir hayat sürmek istiyorsanız “Girişimcilik Okulu” size yardımcı olabilir. İşin başında yani daha işinizi kurmadan almanız gereken bazı bilgler, beceriler izlemeniz gereken bir yol olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz. Biz yıllardır buna kafa yoruyoruz ve girişimcilere, KOBİ’lere bu bağlamda destek oluyoruz. İşinizi kurup aşağıdaki gibi kendinizi bir cenderenin içine sokmadan sizin için doğru işin ne olduğunu gelin birlikte belirleyelim. Kobi Girişim Derneği: 553 328 08 82 
sevmediginis

 

 

 

 

 

 

 

0

Yol gösterici, harika bir kaynak: Girişimcilik gibi bir konunun, sıkmadan, keyifle roman tadında anlatıldığı bir kitap. Benim gibi girişimci olmak isteyen adaylar için yol gösterici, muhteşem bir kaynak. Bu kitap sayesinde hata yapma riskiniz minimize ediliyor. Kendi işini yapmak isteyenlere başlamadan okumalarını tavsiye ediyorum. Bu güzel kitap için Aysan Bey’e de teşekkürler. (D&R)

Nasıl Girişimci Olunur? sorusuna Gerçekçi Bir Yanıt:  Herkes Girişimci doğmaz. Doğanların “iyi Girişimci” olmak için, Girişimciliğe gönül verenlerinse başarılı bir girişimci olması için mutlaka bu kitabı okuması gerekir. Çünkü sizi gerçeklerle yüzleştiriyor. Kitap girişimcilerin ihtiyacı olan çarpıcı bilgileri; finans, pazarlama ve iş planı bölümlerinde başarıyla ortaya koyuyor. Ayrıca E-myth, Yalın Girişim gibi metotları da son derece anlaşılır bir dille öğretiyor.  (D&R)

Akıcılığı ve yol göstericiliğiyle mükemmel: Bu kitabı okuma sürecimde o kadar çok kişiye anlattım ve o kadar çok kişiye tavsiye ettim ki sanırım çevremde fazlasıyla meraklısı oluştu. Gerçekten merak edilmesi ve okunması gereken bir kitap, akıcılığı ve yön göstericiliğiyle mükemmel bir eser. Bu kitabı bizlere kazandıran Sevgili Aysan Doğaner’e teşekkürler. Emeğine, kalemine sağlık. (D&R)

0

Kobi Girişim Derneği olarak, ağırlıklı olarak Kosgeb Uygulama Girişimcilik eğitimleri vermekteyiz. Dokuz gün, 70 saatlik bir süreci kapsayan bu eğitimlerde İş Fikri, Pazarlama, Yönetim, Üretim, İş Planı Oluşturma ve Finans gibi çok temel girişimcilik konularını ele almaktayız. Eğitim müfredatı KOSGEB tarafından belirlenmekle birlikte Derneğimiz özgün bir startup eğitimini yeni girişimcilik yaklaşımları eşliğinde ele almaktadır. Sizlere burada bu eğitimlerimize ilişkin bazı slaytlarımızı sunmak istedik.

0

Son 10 yılda ne oldu da KOBİ’ler bu kadar öne çıktı. Ekonomideki önemi sıkça vurgulanmaya başlandı?

E. Aysan Doğaner: Alvin Toffler’in Sanayi Ötesi Dönem olarak tanımladığı 3. Dalga ilk iki dalganın tüm değerlerini yerle bir ederek yepyeni bir dünya düzeni yarattı. Şirketler ve girişimci tanımı da bu bağlamda değişime uğradı. Artık şirketler için de büyük olmak değil yaratıcı ve proaktif olmak önem taşımaya başladı. Hal böyle olunca KOBİ’ler öne çıkmaya başladılar. Çünkü KOBİ’ler küçük olmanın getirdiği avantajla değişime daha hızlı uyum sağlayabiliyorlar. Birçok buluş, inovatif ürün küçük şirketlerde hayat buluyor.

Şimdi artık KOBİ ve Girişimci olmanın Revaçta Olduğunu söyleyebilir miyiz?

E. Aysan Doğaner: Elbetteki öyle. 2000’den sonra dünya küçük bir köye dönüşürken, rekabet, iletişim ve

0

YALIN GİRİŞİM NEDİR?

Onlarca yıldır uygulanan formüllere göre, bir önceki bölümde ele aldığımız şekilde bir iş planı yazar, yatırımcıya sunarsınız, ardından bir ekip oluşturursunuz, ürünü yaratırsınız ve deli gibi satış yapmaya başlarsınız. Bu olaylar dizisinin bir noktasında da büyük olasılıkla birkaç ölümcül aksilikle karşılaşırsınız. Ancak son zamanlarda şirket kurma sürecini daha az riskli hale getiren önemli bir dengeleyici güç ortaya çıktı. Adına “yalın girişim” denen bu metodoloji detaylı planlamadan ziyade deneye, önseziden ziyade müşteri geri bildirimlerine ve geleneksel “büyük tasarımlar” yerine yinelemeye dayanan tasarımlardan
oluşuyor. Bu metodolojinin sadece birkaç yıllık bir geçmişi olsa da içerdiği “uygulanabilir en küçük ürün” ve “eksen kaydırma” gibi kavramlar, yeni şirketler dünyasında
hızla kök salmaya başladı.

Mükemmel İş Planı Yanılgısı
Geleneksel yaklaşıma göre her kurucunun ilk yapması gereken, bir fırsatın büyüklüğünü, çözülecek problemi ve girişimin sunacağı çözümü ortaya koyan statik bir belge olan iş
planını yaratmaktır. Normalde bu, gelire, elde edilecek kâra ve nakit akışına dair beş yıllık bir tahmin çıkarır. Bir iş planı, temel olarak, herhangi bir girişimci daha ürünü üretmeye dahi başlamadan önce masa başında gerçekleştirilen yazılı bir araştırma çalışmasıdır. Burada henüz para kazanmadan ve hatta fikri yürürlüğe koymadan önce işle ilgili pek çok bilinmezin anlaşılmasının mümkün olduğu varsayılır.

Girişimci, akademisyen ve ‘The Four Steps to the Epiphany’ adlı kitabın yazarı Steve Blank, bu standart yolu benimseyen binlerce yeni şirketi gözlemleyerek üç temel sonuca
ulaştıklarını söylemektedir:
İş planları müşteriyle karşılaştıktan sonra çok nadir hayatta kalabiliyor. Boksör Mike Tyson’un bir keresinde rakiplerinin maç öncesi stratejileri hakkında söylediği
gibi; “Ağzına yumruğu yiyene kadar herkesin bir planı vardır.”
• Girişim Sermayedarları ve eski Sovyetler Birliği’nden kalma insanlar dışında hiç kimse tamamen bilinmez durumları tahmin etmek için beş yıllık planlar yapmıyor. Bu planlar genellikle kurmacadır ve onları yoktan var etmek de vakit kaybıdır.
Yeni kurulan şirketler büyük şirketlerin küçük versiyonları değil. Büyük plana uygun bir şekilde ilerlemiyorlar. Sonunda başarıya ulaşanlar önce başarısızlıktan başarısızlığa sürükleniyor, bu süre içinde müşterilerinden sürekli bir şeyler öğrenerek adapte olma, yineleme ve başlangıçtaki fikirlerini geliştirme imkanı buluyorlar. En büyük farklardan biri de mevcut şirketler bir iş modelini icra ederken yeni kurulan şirketlerin bunu arıyor olması. Bu ayrım, yalın girişim yaklaşımının kalbini oluşturuyor. Yeni kurulan şirketin yalın tanımını şekillendiriyor: Tekrarlanabilir ve ölçeklenebilir bir iş modeli arayışında geçici olarak kullanılmak üzere tasarlanmış bir organizasyon. ………………………………………………………………………………………………………….

Bu yazı “Girişimcilik Okulu” adlı kitaptan (s.277) alınmıştır. Yazının devamını okumak için kitabı satın alınız. >>

0

Finansal okuryazarlık, bir tüketicinin paranın kullanımında ve yönetiminde bilgiyle değerlendirme yapmasını ve yatırımlara yön verecek finansal araçların seçiminde etkili ve rasyonel kararlar verebilmesini sağlayan yeterlilik düzeyi olarak tanımlanabilir. Başka bir ifade ile finansal okuryazarlık, bireylerin gelirlerini, birikim ve yatırımlarını akıllıca değerlendirip, bütçelerini doğru yönetebilme yetkinliğine sahip olabilme durumu şeklinde de tanımlanabilir. OECD’nin yapmış olduğu tanıma göre finansal okuryazarlık; finansal tüketicilerin finansal ürünler ve kavramlar hakkında bilgilendirilmesini veya finansal risk ve alternatifler arasında tercihte bulunabilecek farkındalığa sahip olmasını temin ederek finansal refahını artırma sürecidir.

Finansal eğitim konusunda öncü kuruluşlardan biri olan OECD nezdinde kurulan Finansal Eğitime Yönelik luslararası İşbirliği ( nternational Net ork on Financial Education, NFE) çeşitli ülkelerden farklı altyapılara sahip insanların finansal okuryazarlık seviyelerini anlamaya yönelik kullanılabilecek bir anket aracı geliştirmiştir.

Bu araştırma anketinde mali bilgi, davranış ve tutuma yönelik

 bütçeleme ve para yönetimi,

 kısa ve uzun vadeli finansal planlar,

 finansal ürün seçimi

gibi finansal okuryazarlığın çeşitli yönlerini kapsayan sorular yer almaktadır. Ayrıca, yaş, cinsiyet ve gelir gibi katılımcıların önemli sosyo-demografik bilgilerine ilişkin sorular da yer almaktadır.

INFE bu anketi 4 kıtada 14 ülkede kullanmış ve analiz etmiştir. Ancak Türkiye NFE araştırmasına giren 14 ülke içinde yer almamıştır. Boğaziçi Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü, Sosyal ve Beşeri Alanlarda Stratejik Araştırma Proje Desteği kapsamında eş yürütücülüğünün Boğaziçi Üniversitesi’nden Yard. Doç. Dr. Ali Çoşkun, İstanbul Şehir Üniversitesi’nden Yard. Doç. Dr. M. Abdullah Şahin ve GYODER’den Dr. Murat G. Berberoğlu tarafından yürütülen bir çalışma bu araştırmayı Türkiye’ye taşımış ve Türkiye verilerini OECD çalışmasında yer alan ülkeler ile kıyaslanabilir bir konuma getirmiştir. Yatırımcı Seferberliği’nin ulusal bir stratejiye dönüştürülmesi, mikro ve makro düzeydeki politikaların uygulanması için gerekli olan kaynakların belirlenmesi ve bu kaynakların piyasa aktörleri arasında paylaştırılması konusunda uzlaşmaya varılmıştır. Dolayısıyla bu bilimsel araştırma projesi, sermaye piyasasının geleceğine ışık tutması açısından son derece kritik bir öneme sahiptir.

EĞİTİMLER - (Erken Kayıtta indirim)