Blog

0

339764-handDESIGNFAIZANDAWOOD-1329849971-141-640x480Neden ülkeler arasında büyük gelir farklılıkları var? Neden bazı ülkeler gelişmiş ülkeler ile aralarındaki gelir farklılıklarını sürekli azaltabilirken, bazıları için bu olgunun tam tersi geçerli? Yapılan çalışmalar ülkeler arasındaki büyüme farklılıklarının temel nedeninin, bu ülkelerin kurumsal yapılarındaki farklılıklar olduğunu gösteriyor. 
PEKİ HANGİ KURUMLAR? Daha hızlı ve sürdürülebilir bir şekilde büyümek için ne tür kurumlar oluşturmak gerekiyor. Dani Rodrik kitabında ‘hangi kurumlar?’ sorusuna yanıt veriyor.
İLK GRUPTA ‘MÜLKİYET HAKLARI VAR. Ülkelerin istikrarlı bir şekilde büyüyebilmeleri için hem yasal çerçeve olarak, hem de uygulamada mülkiyet haklarını en üst düzeyde gözetiyor olmaları gerektiğinin altını çiziyor. Nedeni açık: Çabanızın karşılığını almalısınız. Bu çabam sonucunda elde ettiğim getiriler üzerinde söz hakkım yoksa, onları kontrol edemiyorsam neden sermaye biriktireyim, yenilik yapayım?
İKİNCİ GRUPTA ‘DÜZENLEYİCİ KURUMLAR’ YER ALIYOR. Mesela rekabete aykırı davranışları engelleyecek kurumlar oluşturmak gerekiyor. Ya da son küresel krizde gördüğümüz gibi finansal sektörün ileride herkesin başına bela olacak şekilde sorumsuzca risk almasını engelleyen bir kurumsal çerçeveye ihtiyaç var.
ÜÇÜNCÜ GRUPTA ‘MAKROEKONMİK İSTİKRARA İLİŞKİN KURUMLAR’ GELİYOR. Para politikasını yürütmekle sorumlu olan merkez bankalarının yapısı nasıl olacak, nasıl çalışacaklar? Maliye politikası nasıl bir yapıda yürütülecek? Bunların önemini herhalde en iyi bilen ülkelerden biri Türkiye. Türkiye’den güncel bir örnek: Tek başına mali kural yeterli değil; o kurala ne ölçüde uyulduğunun denetlenmesi gerekiyor. Nasıl bir kurum yapacak bunu?
‘SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARI’ DÖRDÜNCÜ GRUBU OLUŞTURUYOR. Piyasa ekonomisi geliştikçe geleneksel yapı değişiyor; aile içi dayanışma artık yeterli olmuyor. İşsizlik ve yoksulluktan doğan riskleri azaltıcı mekanizmalar tasarlamak gerekiyor. Mesela ne tür transfer politikaları izlenecek?
BEŞİNCİ GRUPTA ‘ÇATIŞMA YÖNETİMİ’ KURUMLARI VAR. Hukukun egemenliği, yargının en üst kalitede olması, temsile dayalı siyasi kurumlar, bağımsız sendikalar, serbest seçimler, azınlık haklarını koruyucu kurumlar. Türkiye’de son zamanlarda olan biten bu kurumların önemi hakkında önemli ipuçları veriyor.
Peki, her ülke için ‘tek tip’ kurumsal yapı mı? Şüphesiz değil. Zaten kitabın ismi de bu gerçeğin altını çiziyor: ‘Tek Ekonomi, Çok Reçete’. Ülkelerin özgül koşullarına göre tasarlamak gerekiyor kurumları. Başarılı olmuş ülkeler birbirlerinden farklı yollar izlemişler, kurumlarını farklı biçimde oluşturmuşlar. Önemli olan işin özü, biçimi değil. 

0

megstandingnewbook-resized-600Girişimci olma arzusu enteresan bir virüstür, uçuğa benzer. Asla tamamen iyileşmez, vücut güçsüz düştüğü anda ortaya çıkar. Böyle günlerimden birinde evde dolanırken bir kitap buldum. Yazarı Michael E.Gerber.
Orjinal adı: The E-Myth Revisited: Why Most Small Businesses Don’t Work and What to Do About It
Bu arada Gerber’in harika 2 kitabı Kuraldışı Yayıncılıktan bu yıl yayınlandı
Küçük bir işim olsun, başında olayım, patronla uğraşmadan rahat para kazanayım diyenlerin mutlaka okuması gereken önemli bir kitap.
Kitap öncelikle bazı yanılgılarımızı ortaya koyuyor. Kimdir bu girişimci? Enerjik, dinamik, para kazanmaya odaklanmış parlak bir genç mi? Girişimci diye ayrı bir insan türü var mı? Michael Gerber diyor ki, hayır. Küçük iş kurmayı seçen insanlar genelde bu işi iyi bilen, daha önce maaş karşılığı çalışırken şimdi neden olmasın diye kendine sorarak bu işlere girişen insanlardır. Kısacası kendi işini kuranlar genelde teknik adamlardır.

0

İşinden özgürleşmiş, hayatının tüm alanlarında dengeli yaşayabilen, mecburiyetlere mahkum olmaksızın, seçeneklerin özgürlüğü ile yaşamın güzelliklerini seyre dalan işletme sahiplerini, yani gerçek girişimcileri karakterize etmektedir. 

0

25279925-86e6-4bd8-b468-95efaba1652f-15 adımlı bu formüle “Özgürleşme Formülü” diyoruz. Bu, bir KOBİ’yi sıfırdan başlayarak gelir getiren başarılı bir yatırıma dönüştürecek bütünsel bir metottur. 

  1. Adım: KURULUŞ – Bu aşama, pazarınıza ilk giriş yaptığınız, yani çok bilinmeyenli bir denklemle karşılaştığınız aşamadır. Bir sonraki adıma başarılı bir geçiş yapmak için sürdürülebilir niş bir pazar oluşturmalısınız. Ayrıca kârlılığınızı artırmak için işinizin çalışma prototipini ve iş yapma modelinizi de geliştirmiş olmalısınız.
  1. Adım: KARMAŞA – Eğer bu aşamaya zorlanarak geldiyseniz hiç de iç açıcı olmayan nakit akışı tablosu ile karşı karşıyasınızdır. Bunu ancak yoğun yatırım yapmaya devam ederek aşabilirsiniz. Ayrıca büyümeye devam etmek için çılgınca marka bilinci oluşturmalısınız. Böylece büyüyebilir, kısa sürede iyi bir pazar payı yakalayabilirsiniz.

Ne yazık ki, işletmelerin sadece küçük bir yüzdesi bu adımı başarı ile geçer.  E- Myth danışmanları işletme sahiplerinin çoğuyla bu aşamada tanışır. 

  1. Adım: KONTROL – Operasyonunuzun nakit akışını stabil ve düzenli olan bir duruma dönüştürdüğünüz zaman KONTROL aşamasındasınız. Size özgü iş modelinize iyi seçilmiş performans ölçütleri belirleyerek ve ölçümleriniz sayesinde sistemlerinize ince ayar yaparak bunu sağlayabilirsiniz. Bu sizi 4. adıma taşıyacaktır.
  1. Adım: REFAH – Bu adımda yapmanız gereken, niş pazarınızdaki hakimiyetinizi güçlendirmek, tasarruflarınızı ve verimliliği optimize etmek. Böylece işletmenizi büyütmek için yatırım yapmaya ve borçlarınızı ödemeye devam edebilirsiniz.

İşletme kârlılığının stabil olduğu bu noktaya ulaştığınızda artık meyveleri toplamaya başlayabilirsiniz.

  1. Adım: ÖZGÜRLÜK – Bu aşamadaki bir işletme bütünüyle tamamlanmış sistemlere sahiptir ve insana dayalı değil, sistemlere dayalı bir işleyişi vardır. Ortaklıklar, satın almalar, ortak girişimler için işinizi büyütmeye kim devam edecek? Özgürlüğe yaklaşırken son eyleminiz; kendinizi kopyalamak! O halde güçlü bir liderlik temeli geliştirmelisiniz. Bu seviyede artık ÖZGÜRSÜNÜZ! Hep düşlediğiniz hayatı yaşamak için daha çok zamana ve daha çok paraya sahipsiniz.

0

EMythCoachLogo_Square-resizedİşletmeyi arzu edilen seviyeye getirmek için çizilen yol haritasına en üst seviyede uyarak hareket etmek çok önemlidir. Burada en önemli görev, karar verici durumda olan işletme sahibine ya da yöneticisine düşer. Türkiye’de girişimcilerin çoğu, aynı zamanda yönetim görevini de üzerine almaktadır. Bu aşamada doğrudan yöneticiye işletme ve yönetim koçluğu verilecek, işletmesinin mali, yönetsel, üretim ve pazarlama alanlarında durumunu kavrayabilme kabiliyeti kazandırılacak, sonuç olarak girişimci kadınların işletmeleri için zaman içinde doğru kararları almaları mümkün olacaktır.

İşin içinde değil üzerinde çalışmayı öğrenerek, iş sahiplerine işini sistemleştirme yolunda adım adım ışık tutacak, başarısı kanıtlanmış  yönetim stratejilerinden oluşan bir iş geliştirme eğitim ve işletme koçluğu programıdır. Girişimcinin Yol Haritası Programı, iki ana kaynaktan beslenmektedir. Bir tarafta başta Michael Gerber olmak üzere Verne Harnish, Chet Holmes, Mel Kleiman gibi işletme yönetiminde ABD’nin en çağdaş uzmanlarının kanıtlanmış öğretilerine dayanmaktadır. Diğer tarafta ise Kobi Girişim Derneği ekibinin yıllar içinde Türkiye’de yaşayarak edindiği pratik tecrübeler ile desteklenmektedir. Kârlı, rekabetçi ve büyüyen işletmeler oluşturmaya odaklı ve sistemlere dayalı bir süreçler bütünüdür. Bu program sayesinde işletme sahipleri, kanıtlanmış işletme geliştirme ilkelerini, gerçek zamanda işletmelerine uyarlamak suretiyle, hayatlarını daha dolu ve anlamlı yaşamak üzere kendilerini özgürleştirebilmektedirler.

Bire-Bir Koçluk Programı: Bire-Bir Koçluk Programı girişimcilerin arzu ettiği yaşamı elde etmeleri için en hızlı ve kestirme yoldur. Daha fazla kazanmak ve arzu edilen hayatı yaşamayı sağlamak üzere iş büyütmede adım adım danışmanlığı içerir. Bu programda, bire-bir ilgi ve geri bildirim alınacaktır. Bu sayede girişimciler hedefleri belirleyecek, kararları verecek ve sistemleri yaratacaktır. Bir yandan kişisel gelir önemli ölçüde artarken, girişimci, istediği kadar “çok” ya da istediği kadar “az” çalışabileceği bir hayata geçiş yapabilecektir.

Yol Haritası Programının Yararları Nelerdir?
-İşin içinde çalışılan saatlerde azalma,
-Daha az stres,
-Artan gelir,
-Genel olarak daha olumlu bir tutum,
-Artan satışlar, artan karlılık,
-Artan verimlilik ve çalışanlar arasında daha fazla sorumluluk alma.

“İşletmemi sistemleştirmeye nasıl başlayacağım?” çoğu insanın sorduğu bir sorudur. İdeal İş Modelinin yedi merkezi, gerekli yöntemi sağlamaktadır. Bu yedi merkez sırasıyla şöyle sıralanabilir: Lider- Çalışanlar- Müşteriler- Ortaklar- Üretim- Satış- Ölçme, İzleme.

E-Myth Yol Haritası Programı bu model etrafında tasarlanmıştır. Böylece girişimciye, düşüncelerini işletmesi etrafında organize etmesini sağlayan, planlama ve icra için bir başlangıç noktası veren akıllı ve etkili bir yol sunmaktadır. Aynı zamanda işletmenin yüksek performanslı bir makine gibi görülmesini sağlar, eğer iyi inşa edilir ve iyi korunursa harika bir şekilde işleyecektir ve böylece proje kapsamında yer alan kadın girişimciler ve okul yöneticileri  her zaman istemiş olduğu hayatı yaşayabilecektir.

0

Yol gösterici, harika bir kaynak: Girişimcilik gibi bir konunun, sıkmadan, keyifle roman tadında anlatıldığı bir kitap. Benim gibi girişimci olmak isteyen adaylar için yol gösterici, muhteşem bir kaynak. Bu kitap sayesinde hata yapma riskiniz minimize ediliyor. Kendi işini yapmak isteyenlere başlamadan okumalarını tavsiye ediyorum. Bu güzel kitap için Aysan Bey’e de teşekkürler. (D&R)

Nasıl Girişimci Olunur? sorusuna Gerçekçi Bir Yanıt:  Herkes Girişimci doğmaz. Doğanların “iyi Girişimci” olmak için, Girişimciliğe gönül verenlerinse başarılı bir girişimci olması için mutlaka bu kitabı okuması gerekir. Çünkü sizi gerçeklerle yüzleştiriyor. Kitap girişimcilerin ihtiyacı olan çarpıcı bilgileri; finans, pazarlama ve iş planı bölümlerinde başarıyla ortaya koyuyor. Ayrıca E-myth, Yalın Girişim gibi metotları da son derece anlaşılır bir dille öğretiyor.  (D&R)

Akıcılığı ve yol göstericiliğiyle mükemmel: Bu kitabı okuma sürecimde o kadar çok kişiye anlattım ve o kadar çok kişiye tavsiye ettim ki sanırım çevremde fazlasıyla meraklısı oluştu. Gerçekten merak edilmesi ve okunması gereken bir kitap, akıcılığı ve yön göstericiliğiyle mükemmel bir eser. Bu kitabı bizlere kazandıran Sevgili Aysan Doğaner’e teşekkürler. Emeğine, kalemine sağlık. (D&R)

0

29600556

İnternetten sonra dünyayı değiştirmesi beklenen büyük veri (big data), şirketler ile tüketiciler arasındaki dengeyi değiştiriyor. Dünyanın en önemli veri bilimcisi olarak gösterilen Andreas Weigend, artık gücün tüketicilere geçtiğini söylüyor.

BÜYÜK veri (Big data) ile yeni bir çağın başlangıcı yaşanırken şirketlerle müşteri arasındaki dengelerde hızla değişiyor. Hürriyet’in medya sponsoru olduğu ve İstanbul’da düzenlenen Analytics Center tarafından düzenlenen büyük veri konferansı ‘Smartcon’da konuşan dünyanın en önemli veri bilimcilerinden olan Andreas Wiegend, geçtiğimiz dönemlerde kullanıcıların özel gözüyle baktığı bilgilerin veya verilerin artık kamuya açıldığını söyledi. Wiegend, “Eskiden şirketler çağrı merkezlerini arayan insanları 20 dakikaya kadar bekletirdi. Ancak artık internette yazılan en ufak bir şikayet bile büyük bir şirketi ayaklandırabiliyor. Bu da dengelerin artık değiştiğinin bir göstergesi. Güç dengesi tüketiciye doğru kaymaya başladı. İnsanlar tarafından üretilen bu veri insanlar için üretilmiş bir veri haline dönüşecek” dedi.

VERİ PETROL GİBİ

Büyük veri çağı ile artık şirketlerin data merkezli olmak zorunda olduğunu ifade eden Wiegend, yeni dönemde artık şirketlerin kökten değişmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

EĞİTİMLER - (Erken Kayıtta indirim)